Japonya Nagoya Institute of Technology'den Uluslararası Misafirimizin Kaleminden: Tarsus Üniversitesi ve Erasmus+ KA171 Personel Hareketliliği Deneyimi

11 Haziran 2026 Perşembe

Erasmus+ KA171 programı kapsamında, Japonya’nın köklü kurumlarından Nagoya Institute of Technology’den üniversitemizi ziyaret eden değerli akademisyen Doç. Dr. Hidetoshi Miyazaki’yi kampüsümüzde ağırlamaktan büyük bir onur duyduk.

Dünyanın dört bir yanından üretken zihinleri bir araya getiren üniversitemizin, Erasmus+ programları için dinamik bir merkez olmasından gurur duyuyoruz. Ziyaretiyle bizleri onurlandıran Dr. Miyazaki’ye; akademik birikimini, değerli öngörülerini ve üniversitemiz hakkındaki içten izlenimini bizlerle paylaştığı için gönülden teşekkür ederiz.

Değerli misafirimizin kampüs yaşamımız, ikili iş birliklerimiz ve kültürel bağlarımız üzerine gerçekleştirdiğimiz mülakata verdiği samimi yanıtları aşağıda sizlerle paylaşıyoruz:

Doç. Dr. Hidetoshi Miyazaki ile Röportaj

  1. Öncelikle üniversitemize hoş geldiniz! Türkiye’yi ve üniversitemizi ilk kez mi ziyaret ediyorsunuz? İlk izlenimleriniz nelerdir?
Bu, Türkiye’ye ikinci gelişim. Önceki ziyaretimde İstanbul’dan Afyon’a, oradan da Tarsus’a otobüsle seyahat etmiştim. Bu kez İstanbul’dan Tarsus’a uçakla geldim. Bu deneyimler sayesinde Türkiye’nin ne kadar büyük ve dinamik bir ülke olduğunu bir kez daha hissettim.

Uçaktan gördüğüm manzara bölgeden bölgeye büyük bir değişiklik gösteriyordu ve gerçekten çok güzeldi. Türkiye’nin doğasının ve manzarasının zenginliğinden derinden etkilendim. Ayrıca Türkiye’deki insanların çok kibar ve arkadaş canlısı olduğunu hissettim. Japonya’dan geldiğimi anladıklarında birçok kişi benimle nezaketle konuştu ve onlarla sohbet etmekten gerçekten büyük keyif aldım. İlk izlenimim; Türkiye’nin sıcaklık, enerji ve misafirperverlikle dolu bir ülke olduğu yönünde."
 

  1. Japonya ile kıyasladığınızda, kampüs hayatımızda veya şehirde sizi en çok şaşırtan ya da ilginizi çeken şey ne oldu?
Beni en çok etkileyen şey, öğrencilerin ve şehirdeki insanların ellerinde birer bardak çayla dışarıda sohbet ettiklerini görmek oldu. Japonya’da birçok insan akıllı telefonlarına bakma eğilimindedir ve iletişim genellikle sosyal medya üzerinden yürür. Bu yüzden Türk kültürünün doğrudan iletişime ve insani ilişkilere büyük önem verdiğini hissettim.

Biriyle selamlaştıktan sonra doğal olarak ‘Çay mı alırsınız, kahve mi?’ diye soruyorlar. İnsanların kolayca bir sohbet başlatıp birlikte vakit geçirebildiği bu atmosferi gerçekten çok sevdim. Benim için çok sıcak ve konforluydu.

Yine de sanırım her gün yaklaşık on bardak çay içtim, bu yüzden sürekli toktum! Ama bu da Türkiye’deki konaklamamın en keyifli ve unutulmaz parçalarından biri oldu.
 

  1. Erasmus+ programı, Avrupa dışındaki ülkelerle köprüler kuruyor. Bu programın bir parçası olmak ve kurumlarımız arasındaki iş birliği hakkında ne düşünüyorsunuz?
Erasmus+ programının çok değerli ve anlamlı bir program olduğunu düşünüyorum. Uluslararası iş birlikleri ve üniversiteler arası ortaklıklar her zaman büyük ve resmi araştırma projeleriyle başlamaz. Çoğu zaman insani paylaşımlarla başlar. Araştırmacılar, personel ve öğrenciler birbirlerinin üniversitelerini bizzat ziyaret ettiklerinde; üniversitenin, şehrin ve insanların gerçek atmosferini anlayabilirler. Bu tür doğrudan deneyimler, iş birliğini daha doğal ve güçlü kılar.

Tarsus Üniversitesi genç bir üniversite ve çok enerjik bir atmosfere sahip olduğunu hissettim. Ayrıca öğrencilerin aktif tutumundan ve üniversite genelindeki olumlu havadan da etkilendim. Tarsus Üniversitesi ile Nagoya Teknoloji Enstitüsü arasındaki değişimlerin, her iki ülkedeki gençler için de çok ufuk açıcı olacağına inanıyorum.

Aynı zamanda, Türkiye, Japonya ve daha geniş anlamda uluslararası toplumdaki çeşitli sorunların çözümüne katkıda bulunmak için her iki üniversitenin bilgi, teknoloji ve deneyimlerini birleştirebilmeyi umuyorum. Benim için Erasmus+ sadece bir hareketlilik programı değil; aynı zamanda uzun vadeli bir güven, dostluk ve gelecekteki araştırma iş birliklerini inşa etmek için bir başlangıç noktasıdır."
 

  1. Bu hareketliliğin, üniversitelerimiz arasındaki gelecekteki projelere veya öğrenci/personel değişimlerine nasıl bir katkı sağlayacağını öngörüyorsunuz?
Bu hareketliliğin, üniversitelerimiz arasında daha derin bir iş birliğine doğru atılmış önemli bir ilk adım olacağına inanıyorum. Bu ziyaret sayesinde yüz yüze gelebildik, araştırma ve eğitim hakkında fikir alışverişinde bulunduk, birbirimizin araştırma ortamlarını ve üniversite atmosferini anladık. Bu deneyimler, karşılıklı güvene dayalı iş birlikleri geliştirmek için çok önemlidir.

Bunun yanı sıra, ülkeler ve bölgeler farklı olduğunda kültürel altyapılarda, yaşam tarzlarında ve dini değerlerde de farklılıklar oluyor. Ancak bu tür farklılıkları doğrudan deneyimlemenin ve birbirine saygı duymayı öğrenmenin öğrenciler için son derece değerli olduğuna inanıyorum. Gelecekte, uluslararası çok kültürlü bir arada yaşama perspektifi giderek daha önemli hale gelecektir. Çeşitli kültürel geçmişlere sahip insanlar arasındaki etkileşimler, farklı düşünme biçimlerinin ve değerlerin paylaşılmasını sağlayabilir; bu da yeni araştırma fikirlerinin ve ortak araştırma konularının kaynağı olabilir.

Gelecekte bu değişimin; ortak araştırma projelerine, öğrenci değişimlerine, personel değişimlerine ve muhtemelen ortak öğrenci danışmanlıklarına yol açmasını umuyorum. Örneğin, her iki üniversitenin öğrencileri birbirlerinin laboratuvarlarını ziyaret edebilir, farklı araştırma yöntemlerini öğrenebilir ve farklı akademik kültürleri deneyimleyebilirler. Bu tür deneyimler öğrenciler için çok değerli olacaktır.

Malzeme bilimi, enerjiyle ilgili malzemeler ve ileri karakterizasyon teknikleri alanlarındaki uzmanlıklarımızı birleştirerek pratik iş birlikleri geliştirmeyi de çok isterim. Bu Erasmus+ hareketliliğinin, Tarsus Üniversitesi ile Nagoya Teknoloji Enstitüsü arasında sürekli ve verimli bir iş birliğinin temeli olmasını diliyorum.”
 

  1. Gelecekte Türkiye’ye yönelik bir Erasmus+ hareketlilik programına katılmayı düşünen Japon akademisyen ve öğrencilere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Japon akademisyen ve öğrencilere, Türkiye’ye yönelik bir Erasmus+ hareketlilik programına katılmalarını şiddetle tavsiye ederim. Türkiye ve Japonya coğrafi olarak birbirlerinden uzak olsalar da iki ülke arasındaki psikolojik mesafenin çok yakın olduğunu hissettim. Birçok Türk insanı Japonya hakkında çok olumlu bir imaja sahip, Japonlar da Türkiye hakkında dostane bir izlenim taşıyor. Bu nedenle iyi ilişkiler kurmanın kolay olduğunu düşünüyorum.

Elbette Japonya ve Türkiye arasında kültür, yaşam tarzı ve dini altyapı açısından farklılıklar var. Ancak bu farklılıkları bizzat deneyimlemek ve başkalarının kültürüne, değerlerine saygı göstermek öğrenciler için çok önemli bir öğrenme sürecidir. Gelecekte, uluslararası araştırma ve çalışma ortamlarında çeşitli kültürel geçmişlere sahip insanlarla iş birliği yapabilme yeteneği giderek daha kritik bir hal alacaktır.

Türkiye güvenli, kucaklayıcı bir ülke ve yemekleri de çok lezzetli. Daha da önemlisi, insanları nazik, açık fikirli ve iletişim kurmaya çok istekli. Japon öğrenciler için Türkiye’yi ziyaret etmek, sadece araştırma ve eğitim hakkında değil; aynı zamanda kültür, insani bağlar ve uluslararası etkileşimin önemi hakkında da bilgi edinmek adına harika bir fırsat olacaktır.

Tavsiyem çok basit: Lütfen katılmakta tereddüt etmeyin. Pek çok insanla konuşun, birlikte çay için, yemeklerin tadını çıkarın ve yerel atmosferi doğrudan deneyimleyin. Bu tür deneyimlerin, sadece bir araştırmacı olarak büyümelerine değil, aynı zamanda bireysel olarak kişisel gelişimlerine de çok önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum.