Uçaktan gördüğüm manzara bölgeden bölgeye büyük bir değişiklik gösteriyordu ve gerçekten çok güzeldi. Türkiye’nin doğasının ve manzarasının zenginliğinden derinden etkilendim. Ayrıca Türkiye’deki insanların çok kibar ve arkadaş canlısı olduğunu hissettim. Japonya’dan geldiğimi anladıklarında birçok kişi benimle nezaketle konuştu ve onlarla sohbet etmekten gerçekten büyük keyif aldım. İlk izlenimim; Türkiye’nin sıcaklık, enerji ve misafirperverlikle dolu bir ülke olduğu yönünde."
Biriyle selamlaştıktan sonra doğal olarak ‘Çay mı alırsınız, kahve mi?’ diye soruyorlar. İnsanların kolayca bir sohbet başlatıp birlikte vakit geçirebildiği bu atmosferi gerçekten çok sevdim. Benim için çok sıcak ve konforluydu.
Yine de sanırım her gün yaklaşık on bardak çay içtim, bu yüzden sürekli toktum! Ama bu da Türkiye’deki konaklamamın en keyifli ve unutulmaz parçalarından biri oldu.”
Tarsus Üniversitesi genç bir üniversite ve çok enerjik bir atmosfere sahip olduğunu hissettim. Ayrıca öğrencilerin aktif tutumundan ve üniversite genelindeki olumlu havadan da etkilendim. Tarsus Üniversitesi ile Nagoya Teknoloji Enstitüsü arasındaki değişimlerin, her iki ülkedeki gençler için de çok ufuk açıcı olacağına inanıyorum.
Aynı zamanda, Türkiye, Japonya ve daha geniş anlamda uluslararası toplumdaki çeşitli sorunların çözümüne katkıda bulunmak için her iki üniversitenin bilgi, teknoloji ve deneyimlerini birleştirebilmeyi umuyorum. Benim için Erasmus+ sadece bir hareketlilik programı değil; aynı zamanda uzun vadeli bir güven, dostluk ve gelecekteki araştırma iş birliklerini inşa etmek için bir başlangıç noktasıdır."
Bunun yanı sıra, ülkeler ve bölgeler farklı olduğunda kültürel altyapılarda, yaşam tarzlarında ve dini değerlerde de farklılıklar oluyor. Ancak bu tür farklılıkları doğrudan deneyimlemenin ve birbirine saygı duymayı öğrenmenin öğrenciler için son derece değerli olduğuna inanıyorum. Gelecekte, uluslararası çok kültürlü bir arada yaşama perspektifi giderek daha önemli hale gelecektir. Çeşitli kültürel geçmişlere sahip insanlar arasındaki etkileşimler, farklı düşünme biçimlerinin ve değerlerin paylaşılmasını sağlayabilir; bu da yeni araştırma fikirlerinin ve ortak araştırma konularının kaynağı olabilir.
Gelecekte bu değişimin; ortak araştırma projelerine, öğrenci değişimlerine, personel değişimlerine ve muhtemelen ortak öğrenci danışmanlıklarına yol açmasını umuyorum. Örneğin, her iki üniversitenin öğrencileri birbirlerinin laboratuvarlarını ziyaret edebilir, farklı araştırma yöntemlerini öğrenebilir ve farklı akademik kültürleri deneyimleyebilirler. Bu tür deneyimler öğrenciler için çok değerli olacaktır.
Malzeme bilimi, enerjiyle ilgili malzemeler ve ileri karakterizasyon teknikleri alanlarındaki uzmanlıklarımızı birleştirerek pratik iş birlikleri geliştirmeyi de çok isterim. Bu Erasmus+ hareketliliğinin, Tarsus Üniversitesi ile Nagoya Teknoloji Enstitüsü arasında sürekli ve verimli bir iş birliğinin temeli olmasını diliyorum.”
Elbette Japonya ve Türkiye arasında kültür, yaşam tarzı ve dini altyapı açısından farklılıklar var. Ancak bu farklılıkları bizzat deneyimlemek ve başkalarının kültürüne, değerlerine saygı göstermek öğrenciler için çok önemli bir öğrenme sürecidir. Gelecekte, uluslararası araştırma ve çalışma ortamlarında çeşitli kültürel geçmişlere sahip insanlarla iş birliği yapabilme yeteneği giderek daha kritik bir hal alacaktır.
Türkiye güvenli, kucaklayıcı bir ülke ve yemekleri de çok lezzetli. Daha da önemlisi, insanları nazik, açık fikirli ve iletişim kurmaya çok istekli. Japon öğrenciler için Türkiye’yi ziyaret etmek, sadece araştırma ve eğitim hakkında değil; aynı zamanda kültür, insani bağlar ve uluslararası etkileşimin önemi hakkında da bilgi edinmek adına harika bir fırsat olacaktır.
Tavsiyem çok basit: Lütfen katılmakta tereddüt etmeyin. Pek çok insanla konuşun, birlikte çay için, yemeklerin tadını çıkarın ve yerel atmosferi doğrudan deneyimleyin. Bu tür deneyimlerin, sadece bir araştırmacı olarak büyümelerine değil, aynı zamanda bireysel olarak kişisel gelişimlerine de çok önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum.”